16 Eylül 2017 Cumartesi

VELET

Çok ihmal etmişim bloğu.Bilerek değl aslında ama işte instagramda kısaca anlatıveriyorum ya, kolayıma geliyor.Ama bugün biraz yazasım var.

Size gerçek bir hikaye anlatacağım.Daha çok anne babaları ilgilendiren ama geleceğin anne babalarının da okuması gereken.

Şimdi üstünden zaman geçtiği için yazabiliyorum ama olayın gerçekleştiği günlerde çook ama çok canımı yakmıştı...

Geçen sene Türkiye dönüşü (iki ay kalmıştık) Meyra bir süre kreşe uyum sağlayamadı.Birkaç gün sonra nedenini az çok anladım ama çok emin olamadım.Her zaman birlikte oynadığı arkadaşları 3'lü bir grup olmuş ve Meyra aralarına giremiyordu.Sebebi de o gruptaki bir çocuktu.Çocuk tam lider ruhlu dediğim dedik, bizimki de mızmız.Sessiz..Her sabah bakıyorum, Meyra çocuğa günaydın diyor, çocuk sallamadan dönüp arkasını gidiyor.Meyra o gruptan biriyle oynamaya kalksa, yine bu çocuk o çocuğu elinden tutup çekiştirerek Meyra'dan uzaklaştırıyor..Sonuç olarak Meyra o 3'lü grupla oynamaktan vazgeçti.Baska arkadaslar edinmeye ugrasti. Ama onlar eğlenirken uzaktan onlara bakışını, oraya istenmediğini bildiğini hissediyordum...

Tabi başladı bana uykusuz geceler..Ne yapsam ne etsem..Kreşten mi alsam..Nasıl içim acıyor..

Bardağı taşıran damla şöyle oldu.Birgün annelerle toplandık yemek yiyoruz.O 3'lü gruptaki bir diğer çocuğun annesi, Meyra'dan hoşlanmayan çocuğun gerçekten Meyra'yı oyuna almak istemediğini kızından duyduğunu söyledi! Ki bunlar 4 yaş bebesi! Düşünün artık..

O dakikadan sonra takdir edersiniz ki çocuğumu oyunlara sokmayan, canını acıtan çocuk benim gözümde "velet" mertebesine yerleşti.Nasıl bileniyorum ama ufacık çocuğa.Çünkü canım yanıyor.Ne yapayım bilemiyorum.Ertesi sabahı zor ettim.Koşa koşa öğretmenine gittim.Böyle böyle bi durum var.Sizin haberiniz var mı?Varsa bu durum  için ne yapıyorsunuz? Meyra bu çocuğa kötü bişey mi yaptı? Nedir bu kıl durum? diye saydırıyorum.Öğretmeni sakince durumun farkında olduğunu söyledi.Açıkça müdahele etmeden, ama grup halinde oyun oynarken kendisi de araya girip çaktırmadan ortamı düzelte yoluna gidiyormuş.Ve çocuğun Meyra'ya kıl olma sebebi, Meyra'nın hemen mızmızlanıp ağlamasıymış.Birkaç kere tam oyun biterken Meyra araya girmek istemiş ama oyun bitmiş.Bizimki de basmış yaygarayı.Derken derken böyle olmuş.

Neyse durum bu ama nasıl düzelteceğimizi bilemiyoruz.Ben eve geldim, Kou'ya bir anlatıyorum! "Zaten o çocuk kötü kötü bakıyor!Ufacık velet çocuk dışlıyor!Demek insanın kötü kalplisi bu yaşta belli oluyor!" Aman Allah'ım Allah ne verdiyse...Ufacık çocuk için demediğimi bırakmadım.Ufacık çocuk yahu...4 yaşında..Ne kadar kötü olabilir...Ama benim ufacık çocuğum dışlanmış, canı yanmış ya...Elimden sadece çemkirmek geliyor sanki....

Sonra Kou da başladı Allah ne verdiyse!!!! Desem de inanmayın :) dedi ki, "Sakin ol.Çocuk bunlar.Biz bu çocuğu bize çağıracağız.Ama başka çocuk olmadan.Birebir.Bakarsın birebir oynayınca çözülüverir.Çocuk bunlar çünkü.Bir anda kaynaşıverir.Eğer omazsa da, bu iki çocuk gerçekten uyuşamıyor demek der, başka çözüm ararız.Çünkü çocuk da olsa bireri bireyler ve karakterleri var.

Haklısın dedim.Biz çocuk ve ailesini hafta sonu yemeğe çağırdık.Ama ben çocuğu mutlu edeceğim ya.Ne planlar! Sevecekleri süslü tatlılar yapacağım!Hediyeler hazırlayacağım! Yeter ki çocuk bizim evi sevsin ve Meyra'yla oynasın!

Geldiler! Ne mi oldu?






Koskoca bir gün, bir kez bile kavga etmeden şahane oynadılar!Ne tartıya ne birşeye gere kaldı.Çocuk Meyra'nın oyuncaklarına bizim eve bayıldı!


Ve o günden sonra her sabah kreşe gittiğimizde koşa koşa gelip Meyra'yı karşılıyor ve bizi evlerine davet ediyor.Araya onların taşınması falan girmiş,biz gidememiştik.Şimdi önümüzdeki ay biz de onlara gideceğiz.

Tabi bu bu olaydan sonra Kou bana "çocuğa söylediklerin için içinden özür dilemelisin" dedi...Diledim...Çocuk onlar gerçeken.Öyle basit ki çözümler aslında.Ama biz büyükler o basit çözümleri göremeyip, kocaman olaylar yaratarak  çocuklarımızı daha zora sokmuyor muyuz? Ben bu sefer kocamdan bir ders almış oldum.Benzer bir durumda kalırsanız, umarım sizin de işinize yarar.

16 Şubat 2017 Perşembe

Eski Sevgili

 Japon erkeği Türk erkeği bıddırı bıddırı mevzusu oluyor ya, size bir sır vereceğim.İnstagram fotoğraflarım içinde bir yerlerde içinde poz verdiğim grupta eski sevgilim de var.Şimdiiii yazının gerisine merak yeterince arttıysa anlatayım. :)

 Hani böyle meşhur kişiler bazen kocaları ve eski kocaları yada sevgilileriyle poz verirler, insanlar da altına "yuh anasını! Nasıl tuhaf insanlarsınız!" falan filan diye yorum yazar ya.Hah işte ben o yorumlara katılanlar kategorisinde yer almasam da, bu durum benim içinde hafiften bir "vay be!" durumuydu kabul.

 Sonra ne oldu da aynı kareye girebilir oldum O'nu anlatayım.Tabi daha önce eski sevgili mevzusunu.Neredeyse tüm üniversite hayatımda yanımda olan insan benim gibi şu an Japonya'da yaşıyor.E öyle olunca üniversite arkadaşları ortak, millet ortak, facebook arkadaşlarımız  artık bir 100-200 kişi falan ortak! Tabi kırk yılın başı da olsa aynı ortamda denk geliyoruz.

 Yıllaaaar yıllar önce (10 seneden fazla) yollarımızı ayırdıktan sonra bir yerde karşılaşmaktan inanılmaz çekiniyordum.Biraz da yıllarca daha çok üzen taraf olduğumdan olabilir ki nasıl davranacağımı, ne yapacağımı bilemiyordum. Yani duygular zaten yolları ayırmadan çok önce tükenmişti ve çekinmemle hiç alakası yoktu ama işte eski sevgiliydi sonuçta! Onun yanında başkası olması beni zerre rahatsız etmezdi ama benim yanımda başkası olunca o ortamda duramazdım.Zaten o zamanlar O'nun da asla benimle karşılaşmak istemediğini duyuyordum.Falan filan..

 İşte böyle yıllarca ayda yılda bir kalabalık gruplarda karşılaştık.En ayrı uç köşelere oturduk.Sonra ben evlendim.Sonra anne oldum.Sonra bir arkadaşın kızının doğum günü partisinde yıllar sonra ilk defa yine karşılaştık.Onun yanında kız arkadaşı benim de kocam vardı.Ben yine köşe bucak kaçmayı tercih ederken, bir baktım O Meyra'yla oynamaya uğraşıyor falan.Aşmıştı yani.Bunu gördüğümde bana da bir rahatlama geldi sanki.Sonra ben diğer odada çocuk peşinde koştururken, bir baktım Kou ile ikisi derin sohbette.Kou o gün O'nun orada olacağını biliyordu ama o an konuştuğu insan olduğunu bilmiyormuş.Aaaa dedi ikisi de güldü.Sonra sohbete devam ettiler.

O günden sonra bir kere daha karşılaştık ailece.O ve Kou gayet normaldi.Ben gene bir çekinik falan.Sonra Onlar normal davrandıkça bana da bir rahatlama geldi sanırım.Gereksiz garip hallerimden bir anda sıyrıldım.

En son karşılaştığımızda bir baktım O'na hal hatır soran taraf benim.Onca insan içinde köşe bucak kaçmayan, hatta denk gelince sohbet edebilen de.Hatta öyle ki ben Türkiye'de iken ortak bir arkadaşımız Japonya'ya gelmişti.Kou Onlarla görüşüp eve döneceği sırada, eski dost o arkadaşlarla görüşmeye gelecek olmuş.Kou "aaa o zaman ben de bir selam vereyim öyle gideyim" diye beklemiş.Bu da eski dostun pek hoşuna gitmiş.Bunu da eski dosttan duydum.Benim de hoşuma gitti.Aferim kocaya. :)

 Yani işte durum böyle.Şimdi bu yazıyı bizi her aynı karede gördüğünde durumu soran ortak arkadaşlar da okuyacak, muhtemelen eski dostun kulağına da gidecek.Ben de böyle tüm samimiyetimle durumu açıklığa kavuşturayım dedim.  :))))  Uzun sürmüş olsa da en çok da kocam sayesinde eski sevgili filan durumunu aşmış durumdayım.Eski dost da (artık bu tabir daha çok uyuyor bence O'na) değişmiş, olgunlaşmış, çoktan aşmış.En daha da önemlisi yıllaaaaaar yıllar geçmiş, köprülerden ne sular akmış, birkaç bulanık görüntüden başka anısı dahi kalmamış (beraberken ne yer ne içerdik onu bile hatırlayamadığım).Çekinecek nesi kalmış? Medeniyet mi dersiniz, yok artık mı bilemiyorum ama ben şu an eski dost ile gayet dost olabilecek durumdayım.Çevremizdeki insanlar sonsuza kadar duruma şaşırabilirler.Ben de olsam şaşırırmıydım bilmiyorum ama içerden şaşıracak hiç birşey yok inanın.

Tabiki bu konuda şartlar, taraflar, geçen zaman, ortam etkisi büyük ama özellikle de sürekli karşılaşmak durumunda olunan eski dostlar için gereksiz geri kafalılığı aşmak insanı gerçekten rahatlatıyor.Tavsiye ederim. :)

15 Şubat 2017 Çarşamba

Sosyal Medya Annesi

 Elim değmişken bu konuda da söylemek istediklerim var.Hatırlarsınız bir iki ay önce meşhur internet annelerinden bir bayan (ben kendisini tanmıyorum ama yazısında özellikle belirtmiş) sosyal medya anneleri adına tüm annelerden özür diledi.

 Açıkçası ben her iki taraf muhattabı da değilim.Sosyal medya olayına Japonya'da bir Türk anne ismiyle başlamıştım ama hiçbir paylaşımımda çocuğunuza onu yedirin, bunu giydirin, şöyle yapın böyle edin demedim.Hatta annelikle ilgili pek paylaşımım da yoktu.Diğer yandan, anne olmamla birlikte hem annelik hem de sosyal medya tecrübesizliğimden birkaç meşhur anne takip etmişliğim var ama "bu ne yaw" deyip oradan kaçmayı akıl etmem uzun sürmedi.Şu an sadece uzman kişiler var listemde.

 Ne diyordum muhattap değilim.Amma velakin bende mi sorun var böyle herşeye muhalif bilemiyorum ama beni bu özür rahatsız etti.Muhattaplar adına.

ÇÜNKÜ

Bahsetmediği şeyler, göstermediği kısımlar yüzünden annelere yaşattığı yetersizlik hissi için özür temalı kaleme aldığı yazısının yarısından çoğu "Ben geldiğimde buralar heeep otluktu" ile başlayıp, "Ben herşeyin içinde vardım,hepsini biliyorum" ile devam edip, "Evimde yatılı bakıcı,üç gün gelen yardımcı vardı.Ben süt sağmaktan başka birşey yapmıyordum.Söylemeyi unutmuşum" ile bitiyor.

 Ben eğer sosyal medya anneleri lafıyla evde yulaf öğütemediğim için kendimi yemiş bir anne olsaydım, bu özür için mutlu olabilir miydim yada içimde kalan yetersizlik hissinden kurtulabilir miydim bilemiyorum.Kurtulan oldu mu onu da bilmek istiyorum açıkçası.Yani hanımefendinin bütün yapılması gereken ev işlerini başkasının halletmiş olması, evinin işini de yapmak zorunda olan kadının yulaf öğütememe gerçeğini değiştirebildi mi? "Hmmm peki kadının yardımcıları varmış, o zaman benim çocuğum organik yulaf yemese de oluyomuş" mu diye düşündürdü? Yoksa aksine olmayan imkanları yüzünden öğütemediği yulafın yanına bir de kadere mi lanet etmeye başladı? Kafamda deli sorular...

  Yanlış anlaşılmasın.Hanımefendinin bunu bilerek yaptığını hiç sanmıyorum.Aksine samimiyetine yürekten inanıyorum.Ama bu içinde yaşanılan kültür etkisi işte.Farkında olmadan yapmak.Onun için nacizane eleştirim.Eğer içten bir özürse maksat "Anne sütünü arttırmakla ilgili ahkam kesmiş ve binbir yöntem önermiş olabilirim ama yine o yöntemleri uygulamak için bütün gün evde sadece süt sağdığımı başka bir iş yapmadığımı söylemeyi hiç akıl edemedim.” yada ''Yine çocuk psikolojisi, eğitimi, okul seçimi ile ilgili kafanızda bir sürü “ideal” peyda ettiysem kusura bakmayın. O ideallerin kimisi sizin için mümkün değildi” gibi cümleler kullanmak yerine " anne olduğumda sizler gibi herşeyi doğru mükemmel yapmaya çabaladım.Çabalarken de kendimi takdir etme, bunu size de gösterme, takdir edilme ihtiyacı duydum.Farketmeden bir ego gelişti.Fakat size kendi doğrularımı yansıtırken tüm annelerin aynı imkanlara ve koşullara sahip olmadığını düşünemedim.Benim yardımcım vardı, belki bazılarınızın da.Yada anneniz vardı yanınızda ama bazılarınızın da hiç kimse.Yada bazılarımızın imkanları çok genişti bazılarımızın dar.Bu hiç birimizin eksik yada fazla anne olduğu anlamına gelmezdi.Çünkü anne olmanın en büyük süper gücü çocuklarımıza verdiğimiz sevgiydi." diyebilirdi mesela.Tercih etmemiş.

 Uzun lafın kısası, bu yazıyı okuyan ve isimli anneleri takip eden birçok anne var biliyorum.İsmi olan tüm annelerin zaten imkanı var.Yardımcısı da var.Özel okul seçecek lüksü de yulaf öğütecek zamanı da.Başka türlüsü olsa çocuğunun vaktinden çalar, nasıl olacak? Allah daha çok versin.Hatta keşke mümkün olsa herkese versin.Ama olmuyor işte.Onun için gene takip edin (iyi hissettiriyorsa ) ama kendinize ideal anne aramayın bence.Çünkü kendi çocuğunuza en ideal anne sizsiniz :)