japonya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
japonya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Temmuz 2019 Çarşamba

JAPONYA'DA BEKAR ANNE OLMAK

 Merhabalar efenim.İnstagramda hiç olmadık bir zamanda, çok damarıma basan bir arkadaş çıktı.Ben de bunu cevapsız bırakamayacak kadar kurtlu bir kişi olduğumdan, ve bu cevap oraya siğmayacağından buraya döşüyorum.İyi oldu gerçi.Bloga ne zamandır uğramamıştım.Hadi bakalım buyrun.

 Şimdi, her ne kadar  haklı çıkma çabasından dolayı konu çooook alakasız yerlere dağılmış olsa da, TAMAEN HATALI bilgi verdiğim, bu sebeple Türkiye'den beni takip eden hanımların hayal kırıklığı yaşadığı :) iddia edilen konu "Japon hükümetinin boşanan annelere iyi davranıp davranmadığı." Ben şimdi bunu araştırmayla tezle değil, BİZZAT yaşayan olarak, kendi bakış açımla anlatacağım.

 İnstagramdan takip eden dostların bildiği gibi 3 gün önce, zaten bitmiş olan evliliğimi kağıt üstünde de bitirdim.Belediyede bu işlem hallolduktan sonra haklarımın ne olduğu ile ilgili bir liste verildi ve 4. kata yönlendirilerek bunların başvurusunu yaptım.Neydi onlar?

Fotoğraftaki pembe işaretlenmiş alanlar

1) En üstteki evli bekar tüm çocuk sahiplerinin aldığı çocuk desteği.Çocuk başına 3 yaşına kadar ayda 15.000 yen.3 yaşından sonra 10.000 yen.Buradan alacağım, ayda 25.000 yen.

2)Tüm Japonya için geçerli, boşanmış anne için çocuk eğitim desteği.Çocuk başına 13.500 yen.Ben buradan 27.000yen alacağım.

3)Tokyo Belediyesinin boşanmış kadınlar için çocuk eğitimi desteği.1 çocuk için ayda 42.910 yen.2. çocuk için bu 10.140 yen artıyor.Benim buradan alacağım. 53.050 bin yen.Bu miktar Tokyo'da yaşayanlar için geçerli.Her şehrinki farklı.

Toplam her ay devletten alacağım, yalnız anne çocuk desteği  105.000 yen.

Buna ek olarak,

a) Çocuklarımla birlikte bana da tüm sağlık hizmetleri ücretsiz.
b)Burada sayamayacağım kadar şeye para vermeyeceğim.Örneğin Japonya'da koltuk büyük oyuncak falan, boyutlu çöpleri atmak parayla.Devlet onu bile almıyor benden.
c)Ciddi vergi indirimim var.
d)Selin kreşe başladığında bedava.Özel olması da farketmiyor.Yeter ki devletten sertifikalı olsun.
e)Ben oturduğum çevreden ayrılmak istemediğim için tercih etmiyorum ama devletin çok çocuklu az gelirli ailelere kurayla tahsis ettiği lojmanlar var.Biraz eski oluyor ama 3 oda bir salon.Kocaman.Ben şu an oturduğum 55 metrekare eve 95.000yen verirken, eğer istersem o evlerden birinde en fazla 20.000yene oturmak gibi bir hakkım da var.

En son da nafaka.Mahkeme olsa iki çocuk için, eski eşin gelirine bağlı olmakla birlikte karar verilecek ortalama nafaka 70-80.000yen. Ben bundan çok çok daha fazla alıyorum ama en düşük şartlarla hesap yapacağım size.Eğer bu nafakayı eski koca aksatırsa direk maaşindan çekip size gönderiyorlar.

Bu şartlarda hepsini toparlayalım.Hiç birşey yapmadan ayda elime geçecek para, en düşük 175.000 yen. Harcayacağım para, lojman hakkından yararlansam kira 20.000 yen.Elektrik, su vs hariç nerdeyse herşey bedava.

Bu parayla, bu şartlarda geçinilir.Ama hiiiiiiiç birşey yapmadan.Tekrar ediyorum HİÇ birşey yapmadan.E eşek değilsen az da çalış mesela.İş bulamama derdi imkansız.En samimi arkadaşlarımdan biri, bir bekar anne, bir senede 3 kere keyfi iş değiştirdi.Anaokulu öğretmeni aslında ama kağıt üreten bir şirkette, arkasından su şirketinde, en son bir anaokulunun ofis kısmında iş buldu.Çok rahat.Bekar anne olduğu için öne alınarak.Hiç mi eğitimin, meziyetin yok.Hiç mi kafan basmıyor, yada canın öyle adam akıllı çalışmak mi istemiyor.Gir köşedeki kitapçıda saati 1000 yene günde 4,5 saat kasaya bak.Her gün de çalışma.Eline ayda geçecek para gene kötüsünden 70-80.000yen.

 Ekle elindeki paraya 250.000 yen, yuvarlak.Koca koca şirketlerde insanların anası ağlayıp alıyor bu parayı.Ki tekrar söylüyorum, en düşük şartkları hesapladım.Çok tatmin olmayan olursa ben kendi kazandığım parayı da, eski kocadan aldığımı da söylerim.

 Şimdi, el insaf...Şu şartlar için hangi araştırmaya dayanarak Japonya birçok Afrika ülkesinden bile kötü diyebiliyorsun.Şahsen ben tatmin oluyorum bununla.Çünkü beklentim, ben 20 sene yatayım, devlet de bana konforlu baksın değil.İnsaf...Hangi Afrika ülkesinde yada Türkiye'de ben bir yabancı olarak, yanımda bir yakınım, anam babam olmadan, biri daha el kadar bebe, iki çocukla bu şartlarda yaşayabilirdim? Yada yaşayabilir miydim?


 Ha konumuz o değildi ama genel olarak Japonya'da kadının durumuna gelelim.Hanımefendinin iddia ettiği gibi hangi konuda Japonya'nın kadına tavrını övmüşüm bilemiyorum.Ama Japonya bizden fazla olmasın, ataerkil bi toplum.Bu ülkede de aynı bizim eskiler gibi, hala doğuda veya küçük köylerde vs olduğu gibi kadınlar erkeklerin ayaklarını yıkamış.Şimdi daha bunun üstünden 20şer 50şer yıl geçmiş diye hangi modernliği bekliyorsun? Bizim ülkedeki modernliği hangi ili, ilçeyi, çevreyi baz alarak övüyorsun?

 Çalışma şartlarına gelelim.Ben bu ülkenin eşşek gibi kocaman yüzde yüz bir Japon şirketinde 7 yıl kadrolu çalıştım.Çocuksuz ve bekar kadınlar gayet yönetici koltuğunda oturuyordu.Çocuklu olanlar geride ve önemli iş verilmiyor.Doğru.Ben de bu yüzden işten ayrıldım.FAKAT genel olarak Japon kadınının beklentisi bu zaten! Fazla sorumluluk almadan, maaşını alıp erken çıkıp, evine gidip, pozitif ayrımcılıkların dibine vurmak.Hiç kimse bundan şikayetçi değildi.Ben bu ülkede TAM 2 sene ÜCRETLİ çocuk izni aldım.İlk 1 buçuk yıl maaşımın %70'ini, son 6 ay %60'ını alarak.Evde çocuğuma bakarken.Ve arada bir görünüp arka arkaya 3 çocuk yapıp, 6 sene işe gelmeyen vardı!

Ha elbet bütün şirketlerde durum bu kadar da iç açıcı olmayabilir.Ama o zaman bilmemne şirketindeki herhangi bir kadına karşı olayı da genel Japonya'ya mal etmeyeceksin.

Velhasıl kelam, bizim ülkemizde kadınlar erkeklerle eşit şekilde kariyer edinebiliyorlarsa, bu bir arz talep meselesi.Biz kariyer de yapmak istiyoruz, çocuk da.Ve istediğimizi alıyoruz.Ama Japonya geneli öyle değil.Ve bu genelden dönen çarktan memnun olmayan, bizim kafada insanlar sesini çıkardığında Japonya gömülüyor.

Tamam gömülsün.Sıkıntı yok.Çünkü yeryüzünde HİÇBİR ülkede olmadığı gibi, Japonya'da da kadın her konuda erkekle eşit muamele görmüyor.Ama ben boşanmış bir anne olarak, haklarımdan tatmin oluyorum.Nokta.

27 Kasım 2017 Pazartesi

YOK ARTIK!

Size yine muhtemelen sadece Japonya'da vuku bulacak bir olay anlatacağım.Olalı çok oluyor ama yazmaya fırsat bulamamıştım.

Olay derken, hizmet aslında.Aslında şaşırmak lazım.Vay be demek lazım.Beni ise bi gülme alıyor.

Şöyle ki;

Ben kızçemle Türkiye'deyken 3 kere sular kesilmiş. 1.sinde posta kutusuna ilan bırakmışlar günler öncesinden.Şu tarihte şu saatten şu saate tadilat sebebiyle sular kesilecek diye.Zaten genelde su ve elektrik kesintileri bu şekilde oluyor.Haberli, genelde öğlen saatleri ve en fazla 2, 3 saat.

2.sinde yine ilan bırakmışlar ama su kesintisi ilanda yazan saatin dışına çıkmış.Tabiki o saatlerde işte olan ve bundan haberi olması mümkün olmayan kocam, ertesi gün üst komşumuzdan durumu öğrenmiş ve hemen bina yönetiminden sorumlu emlakçı şirketine telefon edip "aaa olmaz ama böyle" demiş.

3.sünde su kesintisi tamamen ani olmuş.İlan ve planlanan bir tadilat yokken, çok nadir birşey gerçekleşmiş ve aniden su kesilmiş. Yine öğlen saati ve en fazla 2 saat falan.

Benim kocanın da artık makinede çamaşırı mı kaldı, balkon yıkıyordu yarım mı kaldıysa (hayır tabiki evde bile degil! :))) ) , yine ertesi gün emlakçı şirketi arayıp "noluyor böyle habersiz falan su kesiliyor, zor durumda kalıyoruz" demiş. :)))

Peki Onlar ne demişler derseniz? İnanmazsınız o ayın kirasından tam 20.000yen (yani TL ile 600 kağıt falan yapıyor), indirim yapmışlar! Tabi hemen üst komşu da sebeplenmiş.Koca apartmanda bir biz bir üst komşu 20şer bin az kira ödemişiz o ay.  :))))

Ama o değil de yaşlanınca hizmet sektörünün illallah diyeceği bir adam olacak benim koca bu gidişle.  :)))

16 Eylül 2017 Cumartesi

VELET

Çok ihmal etmişim bloğu.Bilerek değl aslında ama işte instagramda kısaca anlatıveriyorum ya, kolayıma geliyor.Ama bugün biraz yazasım var.

Size gerçek bir hikaye anlatacağım.Daha çok anne babaları ilgilendiren ama geleceğin anne babalarının da okuması gereken.

Şimdi üstünden zaman geçtiği için yazabiliyorum ama olayın gerçekleştiği günlerde çook ama çok canımı yakmıştı...

Geçen sene Türkiye dönüşü (iki ay kalmıştık) Meyra bir süre kreşe uyum sağlayamadı.Birkaç gün sonra nedenini az çok anladım ama çok emin olamadım.Her zaman birlikte oynadığı arkadaşları 3'lü bir grup olmuş ve Meyra aralarına giremiyordu.Sebebi de o gruptaki bir çocuktu.Çocuk tam lider ruhlu dediğim dedik, bizimki de mızmız.Sessiz..Her sabah bakıyorum, Meyra çocuğa günaydın diyor, çocuk sallamadan dönüp arkasını gidiyor.Meyra o gruptan biriyle oynamaya kalksa, yine bu çocuk o çocuğu elinden tutup çekiştirerek Meyra'dan uzaklaştırıyor..Sonuç olarak Meyra o 3'lü grupla oynamaktan vazgeçti.Baska arkadaslar edinmeye ugrasti. Ama onlar eğlenirken uzaktan onlara bakışını, oraya istenmediğini bildiğini hissediyordum...

Tabi başladı bana uykusuz geceler..Ne yapsam ne etsem..Kreşten mi alsam..Nasıl içim acıyor..

Bardağı taşıran damla şöyle oldu.Birgün annelerle toplandık yemek yiyoruz.O 3'lü gruptaki bir diğer çocuğun annesi, Meyra'dan hoşlanmayan çocuğun gerçekten Meyra'yı oyuna almak istemediğini kızından duyduğunu söyledi! Ki bunlar 4 yaş bebesi! Düşünün artık..

O dakikadan sonra takdir edersiniz ki çocuğumu oyunlara sokmayan, canını acıtan çocuk benim gözümde "velet" mertebesine yerleşti.Nasıl bileniyorum ama ufacık çocuğa.Çünkü canım yanıyor.Ne yapayım bilemiyorum.Ertesi sabahı zor ettim.Koşa koşa öğretmenine gittim.Böyle böyle bi durum var.Sizin haberiniz var mı?Varsa bu durum  için ne yapıyorsunuz? Meyra bu çocuğa kötü bişey mi yaptı? Nedir bu kıl durum? diye saydırıyorum.Öğretmeni sakince durumun farkında olduğunu söyledi.Açıkça müdahele etmeden, ama grup halinde oyun oynarken kendisi de araya girip çaktırmadan ortamı düzelte yoluna gidiyormuş.Ve çocuğun Meyra'ya kıl olma sebebi, Meyra'nın hemen mızmızlanıp ağlamasıymış.Birkaç kere tam oyun biterken Meyra araya girmek istemiş ama oyun bitmiş.Bizimki de basmış yaygarayı.Derken derken böyle olmuş.

Neyse durum bu ama nasıl düzelteceğimizi bilemiyoruz.Ben eve geldim, Kou'ya bir anlatıyorum! "Zaten o çocuk kötü kötü bakıyor!Ufacık velet çocuk dışlıyor!Demek insanın kötü kalplisi bu yaşta belli oluyor!" Aman Allah'ım Allah ne verdiyse...Ufacık çocuk için demediğimi bırakmadım.Ufacık çocuk yahu...4 yaşında..Ne kadar kötü olabilir...Ama benim ufacık çocuğum dışlanmış, canı yanmış ya...Elimden sadece çemkirmek geliyor sanki....

Sonra Kou da başladı Allah ne verdiyse!!!! Desem de inanmayın :) dedi ki, "Sakin ol.Çocuk bunlar.Biz bu çocuğu bize çağıracağız.Ama başka çocuk olmadan.Birebir.Bakarsın birebir oynayınca çözülüverir.Çocuk bunlar çünkü.Bir anda kaynaşıverir.Eğer omazsa da, bu iki çocuk gerçekten uyuşamıyor demek der, başka çözüm ararız.Çünkü çocuk da olsa bireri bireyler ve karakterleri var.

Haklısın dedim.Biz çocuk ve ailesini hafta sonu yemeğe çağırdık.Ama ben çocuğu mutlu edeceğim ya.Ne planlar! Sevecekleri süslü tatlılar yapacağım!Hediyeler hazırlayacağım! Yeter ki çocuk bizim evi sevsin ve Meyra'yla oynasın!

Geldiler! Ne mi oldu?






Koskoca bir gün, bir kez bile kavga etmeden şahane oynadılar!Ne tartıya ne birşeye gere kaldı.Çocuk Meyra'nın oyuncaklarına bizim eve bayıldı!


Ve o günden sonra her sabah kreşe gittiğimizde koşa koşa gelip Meyra'yı karşılıyor ve bizi evlerine davet ediyor.Araya onların taşınması falan girmiş,biz gidememiştik.Şimdi önümüzdeki ay biz de onlara gideceğiz.

Tabi bu bu olaydan sonra Kou bana "çocuğa söylediklerin için içinden özür dilemelisin" dedi...Diledim...Çocuk onlar gerçeken.Öyle basit ki çözümler aslında.Ama biz büyükler o basit çözümleri göremeyip, kocaman olaylar yaratarak  çocuklarımızı daha zora sokmuyor muyuz? Ben bu sefer kocamdan bir ders almış oldum.Benzer bir durumda kalırsanız, umarım sizin de işinize yarar.

20 Ocak 2017 Cuma

GHIBLI (JIBURI) MÜZESİ/ HAYAO MIYAZAKI

 Tokyo'daki yaşamımın 10. yılında nihayet Jiburi müzesine gittim..Buradan da anlaşılacağı üzere çılgın bir anime aşığı hiç değilim.Hatta birçok meşhur animeyi Japonya'ya geldikten sonra seyrettim..Bununla gurur duymuyorum tabi.Anime dünyası gerçekten ayrı bir sanat dalı ve herkesin ucundan da olsa bir fikri olmalı.Geç anlamış olsam da.

 Neyse dediğim gibi anime bilgim Meyra ile birlikte 1500 kere Totoro izlemiş olmam dışında, bu yazıyı okuyan birçok arkadaştan geri kalır.Onun için bu yazı, ilk defa Jiburi müzesine gidip büyülenmemin yazısıdır.Eksiklerim eminim vardır.Onları siz tamamlayın.

Öncelikle bir gün Jiburi müzesine gitmek isteyen arkadaşlar için bir iki önemli noktayı anlatayım.Kapıda bilet satışı yok.Bileti önceden almanız gerekiyor.Japonya'da oturan arkadaşlar için her ayın 10'unda (evet sadece 1 gün) bir sonraki tüm ayın biletleri satışa çıkıyor.Gidip Lawson'lardan alıyorsunuz.

 Yurt dışındaki arkadaşlara gelince, internet üzerinden alabiliyorsunuz.Fakat yine aynı sistem geçerli.Her ayın 10'unda diğer ayın biletini alabiliyorsunuz.


 Biletler yalnızca aldığınız tarih için geçerli.Hatta saatli! Yani 2 Şubat saat 12:00' ye biletiniz varsa,12:00'ye 15-20 dakika önce gidebilirsiniz.Girişte kimlik kontrolü yapılıyor.Eğer biletin üstünde ismi yazan siz değilseniz GİREMİYORSUNUZ! Öyle kıymetli yani. :) Amma velakin takdir edilesi şu ki,biletler gayet ucuz! Japonya'daki uyduruk çizgi film müzeleri vs giriş ücreti 3500 civarı iken (sanki Disneyland'a gidiyoruz canına yandığım! ), Jiburi sadece 1000 yen! 3 yaş altı çocuklar ücretsiz,diğerleri de 300-500.

Jiburi müzesi 2001 yılında açılmış.Hayaosan alttaki fotoğraftaki çizimi kendisi yapmış ve bunu istiyorum demiş.Aynısı da olmuş!!!Müzenin içinde fotoğraf çekmek yasak."Çaktırmadan çeksem..?"dedim..Kou, " biri orda burda yayınladığını farkederse mahkemeye kadar yolu var" dedi,vazgeçtim. :) Onun için gözlerime çizdiklerimi anlatacağım.Sonra da merak edenler müzenin sitesine bakarsa orada birkaç fotoğraf var.


İçeriye girerken kapıda sizi kocaman bir Totoro karşılıyor.Broşürünüzü ve içerdeki salonda izleyebileceğiniz kısa film biletini verdikleri resepsiyonun arkasına konulmuş.Minikler için bir basamak var.Onun üstüne çıkıp bakıyorlar.


 Sonra daha da içeriye giriyoruz.Ne yalan söyliyeyim,anime müzesi diye düşündüğümden mi ne,benim aklımda sağda solda yumoş totoroların,oyuncakların,duvarlarda animelerden sahnelerin olduğu fotoğraflar beklemişim heralde..İçeriye girmemizle Kou'yla ikimizin ağzı açık kaldı! Çizgi film değil, insanoğlunun yaptığı,üstelik öyle renkli menkli falan değil gayet kahverengi tahta rengi duvarlar ama sanki animenin içindeyiz! Ortada en yukarı kadar çıkan tuhaf bir merdiven,sağda eski usul bir asansör,yukarıda köprüler aynı "Sen to Chihiro" daki gibi.Sağdaki soldaki herşey o yada bu animedeki gibi.Ama öyle çizgi film gibi değil gerçek! 

 İşte benim Jiburi filmlerinde bulduğum büyü bu.Animelerdeki hikayeler fantastik ama karakterlerin sözleri,davranışları,çevre kurgusu o kadar gerçek ki! Mesela Komşum Totoro'da Satsuki'nin sabah kahvaltısını ederken arkadaşının çağırmasına verdiği tepki,Komşu teyzenin sözleri tavrı,erkek torununun herbir mimiği! Öyle gerçek kı!! "Ayyy evet var böyle teyze var!!!Ayyy Meichan aynı bizim Meyra! " filan diyor insan! İşte o sebepten olsa gerek,bu müzede insan gerçek gerçek hayal dünyasına girebiliyor..

  Binada belli bir rota yok.Nereye koşturmak istersen oraya.3 katın en alt katında anime nasıl yapılır odası var.Böyle bir cümlede ruhsuz ruhsuz geliyor olabilir ama şöyle ki,mesela bir alanın önüne geliyorsunuz.Camekanın içinde arkada Totoro zıplıyor.Önde Meichan ip atlıyor.Minik oyuncaklar bunlar.Bir de parıl parıldayan ışık var.Böyle görünüyor.Sonra birden ışık sönüyor.Panel duruyor.Aaaa !!!  Totorodan bir sürü var! Hiçbiri hareket etmiyor! Sadece bir figür aşşağıda bir figür yukarıda.Mei de öyle! Sonra önce panel dönme dolap gibi yine dönmeye başlıyor.Gittikçe hızlanıyor.Sonra parlayan ışık geri geliyor.Sürekli yanıp sönen flaş gibi.Aaaa! Totoro yine zıplamaya başladı!! İşte bu odada bunun gibi birçok eğlenceli köşe var.Üstelik bazılarında çocuklar açıktaki kolu çevirerek çizgi filmi kendileri oynatabiliyor.Tabiki büyüklere de yasak değil. :) 

İkinci katta girişin biri "Neko Bus" şeklinde.Burası büyüklerin de girebildiği yer.Koltuklar aynı Totoro'daki gibi içine gömülüyor!Sonra oradan geçip sırayla küçük odalara dalıyorsunuz.Burası pek çocukların ilgisini çekmiyor ama Miyazaki hayranları için içinde kaybolunası yer! Çünkü tüm odalar olduğu gibi Miyazaki nerde nasıl ne yaparak neyi çizdi.Nasıl boyadı.Ne kullandı.Çizerken ne yedi,ne içti şeklinde düzenlenmiş.Çılgın bir dünya diyeyim o kadar..Duvarlarda el çizimleri filan öyle raptiyeyle tutturulmuş gibi..Arada odalarda animelerden sahneler, "Kurenano Buta" daki uçak maketi vs var.

Sonra 3. kat.Burası tam olarak çocuklar için. Ortada kocaman yumoş yumoş bir Neko Bus! Yanında bir dünya makkuro kuro suke (Toz tavşancıkları ki ben olsam öyle çevirmezdim...) İster Neko Bus'ın içine girip oynuyorlar,ister üstüne çıkıp tepiniyorlar.Yalnız giriş sırayla.Gruplar halinde alınıyor ve her grup saat tutmadım ama sanırım 5 dakika kadar oynayabiliyor.Yani Neko Bus içinde izdiham durumu yok. :)

 Geldik en alt kata.Biz bu sırayla gittiğimizden böyle anlattım.En alt yani zemin katta ufak bir sinema var.15 dakikalık kısa Jiburi filmleri ilenebiliyor.Giriş bileti resepsiyondan alınıyor.Bilet de ayrı şahane yalnız. :) Bu sinemanın bir güzelliği de Meyra'nın sinema korkusunu yenmiş olması oldu bizim için.Sinemaya gidelim diyor şimdi.Pazar günü götüreceğim bakalım. :)


İşte böyle.İçerisi mümkün olduğunca kısa kestiğim kadarıyla bu kadar.Dışarıda ise yine görülesi ayrıntılar var.Hatta fotoğraf çekilesi :) Bir de hediyelik kısmı tabi.Ben burada da azıcık kaybolmuş olabilirim. :) Cafe'sinde de kahve üstüne şahane Mei çiziyorlarmış.Ama biz iyice geç olduğundan bu sefer oraya uğrayamadık.Ama en kısa zamanda bir daha gideceğiz. :)





Jiburi resmi web sitesi burası.Merak edenler buradan buyursun :)

http://www.ghibli-museum.jp/en/welcome/

17 Ocak 2017 Salı

Japonya'da Regl Olmak? (Kirlenmek???)

 Taa geçen seneki regl ile ilgili bir postum bir anda yeniden ilgi görmeye başlayınca, bir baktım ki meğersem çok muhterem kurum TDK'nın "Kirli" karşılığına uygun gördüğü "aybaşı durumunda bulunan kadın" tanım mevzusu yine alevlenmiş.

 Konuya zaten,bazı kadınların bile kendilerini regl durumunda "kirli" diye tabir etmelerinde ve bunu sorgusuz sualsiz kabul etmelerinde hiçbir sorun görmemelerini, sorun olarak gördüğüm yorumunu yapmıştım.Onun için bu kısmı fazla uzatmayacağım.Japonya'da bir genç kız regl olduğunda ne oluyor onu anlatacağım.

 8,9 sene önce henüz araştırma öğrencisiyken, yabancı öğrencileri pek seven, bizi hep evine yemeğe filan davet eden,hatta yazlık evine tatile falan götüren bir teyzeler grubu vardı.Bu teyzelerden birini evi hemen okulun karşısında olduğundan habire çay içmeye falan giderdik.Tezyenin iki tane de kızı vardı.Biri üniversitede biri bizden biraz daha büyükçe.

 Neyse birgün yine akşam yemeğinde normal tuzsuz yağsız Japon pilavından biraz farklı bir pilav çıkardı.Pembe renkli,biraz yapış yapış ama çok güzel.Bu nedir deyince anlattı.Bu pilavın adı "Sekihan" yani kırmızı pilavmış.Aslında kutlamalarda yapılır ve yenilirmiş.Bu kutlamalardan önemli bir tanesi de kız çocuğunun ilk defa regl olduğu gün.

 Evet.Kız çocuğu ilk defa regl olduğu gün,artık yetişkinler dünyasına adım attmasının kutlaması olarak anne "sekihan" pişiriyor ve ailecek yiyorlarmış.Yerken mevzusunu ediyorlar mı bilmiyorum ama ailecek kutlanıyor bu olay.

 Şimdi internetten biraz araştırma yapınca gördüm ki, günümüzde bu sekihan olayı azalıyor olsa da, onun yerine regl olan kız çocuğuna kutlama için hediye alan aileler çoğunluktaymış! Bu şekilde kutlayan birkaç anneye sebebini sormuş bir ped markası.Anneler demiş ki, "Çünkü bunun utanılacak birşey olmadığını bilmesini istedim.Yetişkinliğe adım atmayı kutlamak gerek elbet"...

 Şimdi ben bunları dinleyip, okuyup öğrenince bana bir gülme geldi.Anılarımı hatırladım sanırım.Anca gülüyorum ne yapayım.Siz de gülün.Olan olmuş. :) Ama isterim ki bundan sonra olmasın..Mesela düşünelim kızına regl oldu diye hediye alan, kırmızı pilav yapıp kutlayan toplumla, oğlunun pipisinden parça kesip davulla zurnayla erkek oldu diye kutlayarak cümle aleme sevinçle ilan ederken, kızına doğal bir döngüyü yaşadığı halde yerin dibine girme zorunluluğu yaşatan toplumların farklarını.Hadi ev ödevimiz olsun bu hafta bize...

15 Aralık 2016 Perşembe

Japonya'da bir Restoran "Ukai Toriyama"

 Bugüne kadar hiç gezi yazısı yazmadım.Bu da bir gezisi yazısı sayılmaz ama Japonya'da bir restoranı tanıtmak istiyorum.Çünkü BAYILDIM!!!!!Belki zaman ve maddi olarak ayıracak imkanı olan varsa haberdar olsun bu yerden istedim..

 Maddi olarak da dedim çünkü biraz pahalı.Tabiki ben de her gün böyle yerlerde yemek yemiyorum.İnstagramdan takip edenler bilir,bugün doğum günüm için Kou sürpriz olarak buraya getirdi.Ortalama olarak eğer içki içiyorsanız kişi başı 10.000yen kadar tutuyor.Ve fakat çok çok şahane bir deneyim oluyor...Yılda bir işte :D

 Öncelikle belirteyim ki resoranın ana teması tavuk olduğundan,dikkat edenler için söylüyorum,içinde domuz olan herhangi birşey gelmiyor masaya.Onun da ötesinde tahminimce Türk insanımın asla yiyemeyeceği hiç birşey yok.Ama restoranın havası,suyu,fotoğrafı...Aha işte burası Japonya dedirten cinsen!Belki de bu sebeptendir ki,yabancı artistler falan Japonya'ya geldimi buraya getirdikleri çok oluyormuş.

Restoran ünlü Takao dağını eteklerinde.Takaosan istasyonundan otobüse binip kıvrıla kıvrıla dağ yolundan restorana varabiliyorsunuz.Ama istasyondan taksi ile de gidilebilir.Çok uzak değil.

 Dediğim gibi dağın eteklerinde ama nasıl etek...Doğal,buz gibi derenin üstüne kurulmuş,minik köprülerle bağlanmış, minik minik Japon kulübeleri..Ve o kulübelerin hepsi ayrı bir gruba ait oda oluyor.Yani mesela biz bugün ailecek o kulübelerin birinde yemek yedik.

Manzarayı bol bol fotoğraflamak istedim.Ama inanın fotoğraflardan bu yerin büyüsü % 10 bile anlaşılmıyor.Daha arabayı parkettiğiniz yerden görünen manzara ışıl ışıl meşaleler arasından görünen değirmenin giriş kapısı.Hemen sağınızdaki bina "Dünya kültür mirası".Giriş kapısı şöyle.



İçeride hemen sağda bir değirmen var.Kapıdan içeri girince bekleme salonu.


Kulübenin içi de dış gibi tamamen Japon usulü restore edilmiş.Servis desen on numara.



Mesela şu örtününü altında bizim montlarımız var.Çünkü biraz sonra ortadaki mangal gibi şeyde tavuk kızaracak ya,montlarımız kokmasın diyeymiş.Kalın bir Japon usulü örtü ile güzelce katlayıp  örttü teyzem hepsini.Normalde ne montlar geliyorsa artık. :D Bizimkiler koksa noooluuuur :)))


Yemeklere gelince,nasıl yumulduysam çekmeyi unutmuşum hep :)))))) Aklıma geldikçce çektiklerim bunlar ama ortalam bir sette 4 çeşit şey geliyor önünüze.Önce tavuk köftesi ve şeker patatesinden bir kuple,arkasından bu gördüğünüz tofu.



Tofu yiyemem diyenler olabilir ama hayatımda yediğim en sahane tofulardan biriydi.Çünkü üstündeki susam sosu.Tahin gibi birşey :)

Sonra çorba ve tavuk,sebze konbinesi geliyor.Miktarlar az.Gözünüz doymayabilir ama set menü bittiğinde gayet tok kalkarsınız :) Sonrasında da ortadaki kumlu alana mangal gibi birşey getiriliyor.Yanına da pişecek tavuk eti,ufak biberler,biraz pırasa ve tavuk köftesi.Yanında da sosu.İsterseniz sossuz sadece tuza batırıp yiyebilirsiniz ki ben bu tuza da bayıldım.Tuzun nesine bayıldım bilmiyorum ama çok güzeldi. :)))))



En son da karın üstüne pekmez dökersin ya o hesap,şerbetli buz parçacıkları gibi bir tatlı geliyor.Bir buz sever olarak onu da sevdim. :)

Yemeği yanında ne içtiğimize gelince,Kou alkolsüz biraz!Nihahahha :) Çünkü arabayla geldik. :) Ben? Tabikisi Sake! Burada başka ne içecektim.Bambunun içinden akışına yandığım. :)



Böylelikle yemeğimiz bitti ama restorandan ayrılamadık.Kulübeden çıkıp yürüyüş yaptık.Dedim ya sanki orman içinde dereler arasında kurulmuş eski bir Japon köyünü geziyormuş gibi..Çoook güzeldi.



Bu köşe mesela "amazake" köşesi.Yani tatlı sake.Aslında pek sake sayılmaz çünkü içinde %1'den daha az derecede alkol var.Yani Cola gibi birşey.  :)  "Amazake" kış aylarında içiliyor.Sıcak ve tatlı.Vücuda çok yararlıymış öyle diyorlar.Ben aslında pek sevmem.Ama burada tabiki denedim ve tam anlamıyla doyamadım!!!Hayatımda içtiğim en lezzetli amazakeydi.Hala tadı damağımda.Keşke satsalar bir yerde alsam.O kadar..



İşte böyle şahane bir yerde şahane bir yemek oldu.Elimden gelse hepinizi götürebilsem.Öyle yaşamanızı isterim.

Bu arada bu restoran haziran ayında sadece 2 tarihte,kulübelerde yemek yerken dışarıda ateşböcekleri görünebiliyormuş!!!!!!Rezervasyonu Nisan ayının 4'ünden itibaren başlıyormuş!Ay inşallah bir kere daha gideceğiz o zaman :) Belki bu sefer dostalarla gideriz.

Böylelikle gaza gelmiş,gezi yazısı tadında bir restoran tanıtımı okudunuz :) Devamı gelir mi bilmiyorum.Gelir umarım.Kou'dan beklentimiz büyük.Sürprizlerin devamını tememenni ediyoruz. :))

Restoran Linki