28 Temmuz 2016 Perşembe

Japonya’da Çocuklar 15 Yaşına Kadar Anne ve Babayla mı Uyuyormuş??

Yok artık!!! 🙂
Diyeceğim ama 15’e kadar olmasa da evet Türkiye’de kabul görmeyecek bir yaşa kadar anne ve babayla uyuyorlar.
Yani şöyle ki,evler küçük yer yok desem.. ama gayet kocaman,müsait evler de gördüm..Onlar da beraber uyuyorlardı.Bunun bir sebebi,mantığı olduğunu sanmıyorum.Benim tanıdığım gördüğüm Japonlar iş güç sorumluluk verildiğinde ne kadar titiz sorumlu ince eler sık dokurlarsa,çocuk konusunda da o kadar rahatlar.Katı kuralları asla yok.
Mesela tuvalet eğitimi diye bir şey yok.Evet teşvik edici kitaplar,tuvalet aksesuarları,yapıştırmalar hatta iç çamaşırları dolu!Ama bir gün belirleyip “Haydi bakalım bugünden itibaren beze güle güleeee” durumu yok.Ben uzun bir tatilimizde böyle yapmaya kalktığımda kayınvalidem çok şaşırmıştı.Tuvaletin eğitimi mi oluyormuş diye..
IMG_7117IMG_7118IMG_7116
Sonra gördüm ki Meyra yaşıtı bebeler hep yarı bezli yarı değil.Yani uzun yola gidilecek,parkta oynanacak vs ise ve totoya güvenilmiyorsa bez takılıveriyor.Ama tuvalete teşvik edilerek.O bez genelde ıslanmıyor zaten.Ne olur ne olmaz diye.Yada gece birçoğu hala bezli. “No no no..Tuvalet eğitimini tamamlamış bir çocuğa bez takılması asla asla olmazzzzz….”tarzı ebeveyn hiç bir yerde yok..
Gece yalnız uyuma konusu da öyle.Bebekken zaten anne kokusuyla uyuyor bebeler.Ondan sonrası için de “bebemin psikolojisi için 2 yaşından sonra ayrı yatak,3 yaşından sonra ayrı oda” gibi birşey hiç duymadım.Yada “valla biz 6 aylıkken ayırdık.Hiç sorun yaşamadık” diyeni de..Çocuk ne zamaaaan “Daral geldi,ne bu hep totomdasınız!Ayrı oda istiyom beeen!Pirensesli yatak istiyoooom!Bananeee!” derse o zaman ayrı odası oluyor. 🙂
Peki ben bu durumun neresinde miyim?Ah çok ortalarda bir yerinde..Meyra’nın bebekliğinin uzun kısmını,yani doğum iznimin bir çook kısmını Türkiye’de geçirdim.Türkçe kitaplar hatim ettim.Araştırmaktan soruşturmaktan kafayı yedim.Sonuç olarak her bir eğitimi denedim.Bin tane kural koydum.Türkiye’deyken ayrı odada da yatırdım.Japonya’ya döndükten sonra tuvalet eğitimi vermeye de kalktım.Sonra hepsinden vazgeçtim..Yani kafası karışık bir bebe varsa o kesin benimkidir…
Ama baktım Japonya’da tuvalet eğitimi almadı diye kimse koca adam olup altına yapmıyor..7,8 yaşına kadar anne babayla aynı odada uyudu diye sonsuza kadar yalnız yatamama sendromuna kapılmıyor..Aksine 5 yaşında başlıyorlar prensesli yatak,ayrı oda istemeye.Ben şimdiye kadar tecrübesizliğimden,mükemmel yapmaya çalışma çılgınlığımdan Meyra’ya eminim çok çektirdim..Şimdi O nasıl istiyorsa öyle yapıyorum.Bez mi abla külodu mu diye soruyorum,O zaten abla külodu diyor.
Ayrı oda?
O da şöyle oluyor..Biz Meyra’ya ayrı oda yapalı daha 3,5 ay oluyor.Yine benim “evet evet artık özgüven kazanmalı mı ne” gelgitlerimden ve daha çok da oyuncaklarının eşyalarının O’na ait bir odaya toplanmasını istememden..Amma velakin 2 buçuk yaşındaki bebeye ayrı oda hazırladığımızı yuvadaki öğretmenleri duyunca her birinin gözleri ayrı yerinden fırladı.Meyra’ya “abla olmuş” derken yüzlerinde öyle “yazııııık” diyen bir ifade vardı ki, “ehehe yok ama oyuncaklar falan toplansın diye ehe..yoksa…beraber yatıyoruz yani..” diye kıvırmak zorunda kaldım. 🙂
Nitekim,Meyra’nın kendi odasında yalnız yatmaları yaklaşık 4 gün filan sürdü.Çünkü baş ucumdaki telsize rağmen ağlayacak da duymayacağım diye tavşan uykularım,gece uyandığında odasına gidip uyuturken sonuç olarak sabah gözümü yanında açmalarım,o ara birkaç deprem filan üst üste olunca “ayyy deprem meprem olacak,biz böyle ayrı odalarda!” diye pimpiriklerim sonucu baktım en başından Meyra’nın yanına kıvrılır olmuşum. 🙂
E bu sefer kocayla ayrı gayrı.. 🙂 O’nun başı kel mi? E madem bizdeki son durum,uyku saati geldi mi mis gibi yatağı bırakıp,yer yataklarını yüklenerek cümleten Meyra’nın odasına taşınıyoruz. 🙂 Sanırım bizim gibilere de Allah akıl fikir versin diyoruz. 🙂

Japonya’da Sevgililer Günü


Japonya’da Sevgililer Günü


Sevgililer günü? Ya “ayyyyyy iple çeker” siniz.Ya “offf sevgililer günü ne yea” diye bunalıma girersiniz.Ama Japonya bu konuda insanı en bunalıma sokmayacak memleket bence.
Çünkü
14 Şubat sevgililer gününden çok “kızların erkeğe çikolata verme günü”.İlk olarak akıllı bir çikolata şirketi tamamen duygusal(!) olarak başlatmış bu akımı.Ve Japonların da pek hoşuna gitmiş olsa gerek,böyle kalmış.Hoşlarına gider tabi.Çünkü düşünün ki bir erkekten hoşlanıyorsunuz.Ama diyemiyorsunuz.14 Şubat gelince alıyorsunuz bir çikolata (hatta mümkünse kendiniz filan yapıyorsunuz),veriyorsunuz arkadaşa.O da oyy bu kız benden hoşlanıyor galiba diyerek çakıyor durumu.
Ama daha da güzeli şu ki,14 Şubatta çikolata sadece hoşlanılan erkeğe yada sevgiliye veya eşe verilmiyor. Okul arkadaşı, akraba, hatta iş arkadaşı,tüm erkeklere çikolata verilebiliyor.Yani diyelim ki bunların arasından hoşlandığınız çocuğa en özendiğiniz çikolatayı verdiniz.Ama baktınız çocuk oralı değil.Anında “ben zaten Tsubasa’ya da verdim aynı çikolatadan!Ne var!Hepiniz arkadaşımsınız!” tribiyle durumu kurtarabilirsiniz.Bence yani. 🙂 Bundan daha güzel ve risksiz açılma yöntemi mi var? 🙂
Neyse…E şimdi erkeklere çikolata verdik.Bize bişey yok mu ya?Var tabi.Onun içinde “White Day” var. 14 Mart’ta.Yani sevgililer gününden tam bir ay sonra.Artık erkekler iyice düşünsün taşınsın diye mi. 🙂 Çikolatayı afiyetle yiyen erkekler bu sefer çikolata aldıkları bütün hanımlara karşılığını vermek zorunda ki,bu genelde yetişkinlerde çikolata ile eş değer kalmıyor.Mesela bizim şirkette de her sene bir sevgililer günü furyası olur.Şirkette 3 erkeğe karşı 7 kadın olmasına rağmen,White Day’de o üç erkek arasında toplanan paralarla kadınlara el kremidir,kokulu kalemdir vs olarak geri dönüyor. Gitti mart ayı maaşları. 🙂
Ama dedim ya en bunalıma girilmeyecek ülke diye.Kalpli balonlar yok.Havada uçuşan kalpli yastıklar,ayıcıklar,yapış yapış çiftler yok.Sevgiliniz mi yok?Bir erkek kardeşiniz,kuzeniniz olmadı babanız, bu erkek kişilerden birinin sevgilier günü ganimetlerine konar,güzel bir film açar,kahvenizle mis gibi götürür,sevgililer gününün tadını çıkarırsınız. 🙂
Dudak çikolata  Kalp pasta Sevgililer Gunu

Setsubun (Fasulye ile Şeytan Kovalama)

 Bugün “Setsubun” yani fasulye ile şeytan kovalama günü.Böyle söyleyince bu kültür ile dalga geçtiğim düşünülebilir.Hiç öyle değil.Çünkü bugün yapılan şey bu işte.Ha setsubun günü ile aramız iyi mi? Bu seneye kadar çok iyidi.Çünkü değişik kültürlerin ilginç adetleri kadar bayıldığım birşey yok.Amma velakin,bu sene ucundan bize de dokundu.Pek hoşlaşmadık..
Şöyle ki,
Bugün evlerde akşam ailecek yapılan kovalama töreninden hariç,yuvalara ana okullarına da şeytan “Oni” geliyor.Çocuklar kavrulmuş fasulye ile kovalıyor falan.İyi güzel de,bu şeytan öyle sevimli yalandan oyun olsun şeytan değil.Baya çocuklar feryat figan…
E Türk anası olarak ben
Yaşadığım sınırlı kültür şoklarından birini yaşıyorum bu konuda..Ulen yuvaya götürmiyim bugün Meyra’yı dedim.Ama pazartesi çat ateşlenince üst üste bariz yalan olacaktı.Mecbur gittik.Ama dün gece önceden hangi öğretmenin “Oni” olacağını öğrenip, Meyra’ya “Meyra bak yarın Takushisan Oni olacakmış.Ama kimseye söyleme.Sır tamam mı?Takushisan’ın kulağına söyleyebilirsin” diye ispiyonladım.Sonra da aslında bugün yapmamız gereken şeytan fasulyeleme işlemini dün gayet eğlenerek yaparak olaya alıştırdım.Hatta en sonunda Meyra maskeyi kafadan çıkarmadan acayip eğlendi.Ha bir de dün öğretmenine “yaw bizde böyle şey yok.Bu çocuklar daha minicik.Niye böyle bir travma yaşatacağız illa ki dedim. 🙂Kadıncağız bana Meyra’yı arkalarda tutacağını hep yanında olacağını söyledi. Neyse biz evde de Oni falan yok.Oni Takushisan diye hazırlığımızı da yaptıktan sonra sabah yuvaya gittik.
Yuvaya gidince kapıda Meyra’nın bir arkadaşının annesiyle karşılaştık.Acayip eğlenerek “bizimkilere (iki çocuğu var) BUgün şeytan gelcek.Oyyy çok korkunç dedim.Yukarıda ödleri kopuyo” dedi.Te Allaaaam diyerek yukarı çıktım ki,Meyra sınıfına adım attığı gibi Takushisan’a koşup,kulağına “sen Oni olcaksın dimi?” dedi.Ben de “aaa kimseye söyleme”diyecek diye beklerken,”ne anlamadım??ben de duydum bugün çok korkunç Şeytan gelecekmiş” dedi…
Bittiğim an oldu diyeyim,siz anlayın..Hemen Meyra’yı tuvalete götürüp bir yandan,”Takushisan kimse anlamasın diye öyle diyo demiiiii.Ama biz biliyoruzkiiii” diye olayı oyunlaştırmaya çalıştım..Ve Meyra’nın yuva defterine “Meyra’yı çok korkutmayın”yazmadan duramadım. :))) Ve işe gittim.İşte samimi arkadaşıma olayı anlatınca bana Oni’ymişim gibi baktı…
Öööyle böyle atlattık..Meyra şeytan geldiği an biraz ağlamış.Ama sonra bizim evde de maske var falan demiş.Ama öğle uykusundan çok az uyuyarak annemi istiyorum diye uyanmış..Rüyasına girdi kesin çocuğumun! aahh ah seneye kesin izinliyim..
Bu arada youtube’da karşınıza çıkan Japonların çocuk korkutma videoları Oni değil.Oni çok daha masum.Videodakiler “Namahage”.Böyle ararsanız çıkıyor zaten.Akita bölgesinin bir alışkanlığıymış.Zaten setsubunla alakası yokmuş.Zaten de akıllara zarar.Aman aman…
İçimi döktükten sonra asıl mevzuya gelirsek,setsubun çocuk korkutma bayramı değil elbet.Evdeki şeytanları,yani hastalığı,kötü enerjiyi,nazarı,kötü olan herşeyi kovup,içeriye de iyilikleri güzellikleri çağırmak.Onun için “Oni wa soto,fuku wa uchi” yani “şeytanlar dışarı,iyilikler içeri” diyerek şeytan kılığına girmiş kişiyi kavrulmuş soya fasulyeleri fırlatarak dışarı kovuyoruz.Ertesi gün sokaklar fasulye tarlası.
blogger-image-2083018450
Sonra kendi yaşımız kadar fasulye yiyoruz.Yani 35se 35 fasulye.E çocuğa sen sadece iki tane yiycen diyemediğğmğzden o istediği kadar yiyor.Sonra da “Ehoumaki” upuzun bir “sushi roll”u güney doğuya bakarak hiç konuşmadan yiyip bitiriyoruz.(çocuklu evde bu da mümkün değil malesef)Sonra da bu sene pek mutlu pek sağlıklı oluyoruz.
blogger-image-839741657
blogger-image-2064114931
E biz hiç birini doğru düzgün beceremedik.İyilikle kalmayacak mıyız?Yok öyle birşey tabi.Fala inanmıyoruz.Falsız kalmıyoruz.Nerde bi ilginçlik,bi eğlence varsa tadını çıkarıyoruz. 🙂