15 Aralık 2016 Perşembe

Japonya'da bir Restoran "Ukai Toriyama"

 Bugüne kadar hiç gezi yazısı yazmadım.Bu da bir gezisi yazısı sayılmaz ama Japonya'da bir restoranı tanıtmak istiyorum.Çünkü BAYILDIM!!!!!Belki zaman ve maddi olarak ayıracak imkanı olan varsa haberdar olsun bu yerden istedim..

 Maddi olarak da dedim çünkü biraz pahalı.Tabiki ben de her gün böyle yerlerde yemek yemiyorum.İnstagramdan takip edenler bilir,bugün doğum günüm için Kou sürpriz olarak buraya getirdi.Ortalama olarak eğer içki içiyorsanız kişi başı 10.000yen kadar tutuyor.Ve fakat çok çok şahane bir deneyim oluyor...Yılda bir işte :D

 Öncelikle belirteyim ki resoranın ana teması tavuk olduğundan,dikkat edenler için söylüyorum,içinde domuz olan herhangi birşey gelmiyor masaya.Onun da ötesinde tahminimce Türk insanımın asla yiyemeyeceği hiç birşey yok.Ama restoranın havası,suyu,fotoğrafı...Aha işte burası Japonya dedirten cinsen!Belki de bu sebeptendir ki,yabancı artistler falan Japonya'ya geldimi buraya getirdikleri çok oluyormuş.

Restoran ünlü Takao dağını eteklerinde.Takaosan istasyonundan otobüse binip kıvrıla kıvrıla dağ yolundan restorana varabiliyorsunuz.Ama istasyondan taksi ile de gidilebilir.Çok uzak değil.

 Dediğim gibi dağın eteklerinde ama nasıl etek...Doğal,buz gibi derenin üstüne kurulmuş,minik köprülerle bağlanmış, minik minik Japon kulübeleri..Ve o kulübelerin hepsi ayrı bir gruba ait oda oluyor.Yani mesela biz bugün ailecek o kulübelerin birinde yemek yedik.

Manzarayı bol bol fotoğraflamak istedim.Ama inanın fotoğraflardan bu yerin büyüsü % 10 bile anlaşılmıyor.Daha arabayı parkettiğiniz yerden görünen manzara ışıl ışıl meşaleler arasından görünen değirmenin giriş kapısı.Hemen sağınızdaki bina "Dünya kültür mirası".Giriş kapısı şöyle.



İçeride hemen sağda bir değirmen var.Kapıdan içeri girince bekleme salonu.


Kulübenin içi de dış gibi tamamen Japon usulü restore edilmiş.Servis desen on numara.



Mesela şu örtününü altında bizim montlarımız var.Çünkü biraz sonra ortadaki mangal gibi şeyde tavuk kızaracak ya,montlarımız kokmasın diyeymiş.Kalın bir Japon usulü örtü ile güzelce katlayıp  örttü teyzem hepsini.Normalde ne montlar geliyorsa artık. :D Bizimkiler koksa noooluuuur :)))


Yemeklere gelince,nasıl yumulduysam çekmeyi unutmuşum hep :)))))) Aklıma geldikçce çektiklerim bunlar ama ortalam bir sette 4 çeşit şey geliyor önünüze.Önce tavuk köftesi ve şeker patatesinden bir kuple,arkasından bu gördüğünüz tofu.



Tofu yiyemem diyenler olabilir ama hayatımda yediğim en sahane tofulardan biriydi.Çünkü üstündeki susam sosu.Tahin gibi birşey :)

Sonra çorba ve tavuk,sebze konbinesi geliyor.Miktarlar az.Gözünüz doymayabilir ama set menü bittiğinde gayet tok kalkarsınız :) Sonrasında da ortadaki kumlu alana mangal gibi birşey getiriliyor.Yanına da pişecek tavuk eti,ufak biberler,biraz pırasa ve tavuk köftesi.Yanında da sosu.İsterseniz sossuz sadece tuza batırıp yiyebilirsiniz ki ben bu tuza da bayıldım.Tuzun nesine bayıldım bilmiyorum ama çok güzeldi. :)))))



En son da karın üstüne pekmez dökersin ya o hesap,şerbetli buz parçacıkları gibi bir tatlı geliyor.Bir buz sever olarak onu da sevdim. :)

Yemeği yanında ne içtiğimize gelince,Kou alkolsüz biraz!Nihahahha :) Çünkü arabayla geldik. :) Ben? Tabikisi Sake! Burada başka ne içecektim.Bambunun içinden akışına yandığım. :)



Böylelikle yemeğimiz bitti ama restorandan ayrılamadık.Kulübeden çıkıp yürüyüş yaptık.Dedim ya sanki orman içinde dereler arasında kurulmuş eski bir Japon köyünü geziyormuş gibi..Çoook güzeldi.



Bu köşe mesela "amazake" köşesi.Yani tatlı sake.Aslında pek sake sayılmaz çünkü içinde %1'den daha az derecede alkol var.Yani Cola gibi birşey.  :)  "Amazake" kış aylarında içiliyor.Sıcak ve tatlı.Vücuda çok yararlıymış öyle diyorlar.Ben aslında pek sevmem.Ama burada tabiki denedim ve tam anlamıyla doyamadım!!!Hayatımda içtiğim en lezzetli amazakeydi.Hala tadı damağımda.Keşke satsalar bir yerde alsam.O kadar..



İşte böyle şahane bir yerde şahane bir yemek oldu.Elimden gelse hepinizi götürebilsem.Öyle yaşamanızı isterim.

Bu arada bu restoran haziran ayında sadece 2 tarihte,kulübelerde yemek yerken dışarıda ateşböcekleri görünebiliyormuş!!!!!!Rezervasyonu Nisan ayının 4'ünden itibaren başlıyormuş!Ay inşallah bir kere daha gideceğiz o zaman :) Belki bu sefer dostalarla gideriz.

Böylelikle gaza gelmiş,gezi yazısı tadında bir restoran tanıtımı okudunuz :) Devamı gelir mi bilmiyorum.Gelir umarım.Kou'dan beklentimiz büyük.Sürprizlerin devamını tememenni ediyoruz. :))

Restoran Linki


26 Ağustos 2016 Cuma

Aslında... (Bizim Düğün)

Tbt günü var ya evrensel.He işte ben de şimdi annemin evinde her perşembe dibine vuruyorum anıların.Normalde pek denk gelemesem de tbt şeysine,buradayken çok eğlenceli. :)

 Geçen de fotoğraf albümlerinin arasından bizim düğünle ilgili gazete küpürünü buldum.Yazılan yalan yanlış şeylere,gazeteye haber olduğumuza o zamanki gibi güldüm.İnstagrama koyunca da bir kardeşim altına "Ne güzel çok eğlenceli anılarınız var" yazmış.Şöyle bir düşündüm gülümseyip.Hakkaten bizim düğündür evlenme sürecidir komik komik anlattım hep.Bazen burada da.Çünkü komik.Ve ben hatırladığımda çok eğleniyorum.Ama bu bir cümle yorum şöyle derince bi düşündürdü beni.Göründüğüm fotoğrafı.Çünkü

ASLINDA

 Biz kendi düğünümüzle ilgili para biriktirmek dışında hiçbir hazırlık yapmamış ve geldiğimizde hazıra konmuştuk.Çünkü ben pek o işlerden anlamazdım.Hem annemin gönlü olsun,hem de heyecanına zevkine varsın  diye O'na bırakmıştım.Zaten Japonya'dan çok da burnumu sokma imkanım yoktu.Öyle olunca;

1) PASTA keseceğiz,pasta sahneye bir geldi! Bildiğin dört köşeli karton kutu! :))) Çünkü otel "pasta bizden abla hallederiz demiş.Ama sahneye karton kutu çıkacağını,sonradan davetlilere pasta dağıtılacağını söylememiş.Kontrol etmeyince de.. :) Bu arada Japonya'dan 50 kadar misafirimiz var.Japonya'da düğün demek pasta demek.En çok para neredeyse pastaya gider.En ihtişamlı göz alıcı,sanat eseri olanı çıkar.Pasta çıkınca herkes fotoğraf makinesi elinde sahneye koşar.Rezil olduk mu Japonya tayfasına :))))))))

2)Pasta kesilirken (yalancı pasta :) ) garsona bahşiş verilirmiş.Ben öyle işleri pek bilmediğimden,Kou'nun da bilme imkanı olmadığından cebimizde falan beş kuruşsuz öyle kaldık sahnede.Garson para ister! Annemler de hoş beşten farketmiyor.Sen teeee Japonyaya kız ver.Adam pinti çıksın ;))) Neyse garson Japon mapon diye neyse dedi. :))) Sonra babam affettirmiiş bizi neyse :)

3)Nişanda makyajımı yapan kuaför harikalar yaratmıştı!Bayılllmıştım o makyaja.İllaki gene o yapsın dedim.Ama artık gelinliğe mi uymadıysa,ters gününe mi geldiysem,10bin kat fondotenle önce bildiğin kırışık bişey oldum,sonra da pandaya dönüştüm.Ağlamim hadi bundan da olmiyim dedim boşverdim. :)

4)Kou'nun abisi Londra'da yaşıyor.Bi kuaför arkadaşını da getirecekti.Gelmek istemiş düğüne.Hem de Türkiye'ye.Adam Londra'da defilelere falan çıkıyomuş.Yapsın mı saçını dedi.Ben de hem ayıp olmasın hem otelde hazırlanırız iyi olur diye peki dedim.Çünkü öyle konvoy monvoy da bana göre değil.Araba bile süslemedik.Neyse bi 5 kişi daha yapar dedi.Tamam dedim.Önce benim saçımı baya tiftikli koyuna çevirdi.(Kou duymasın.Ona bile söylemedim bu duygularımı :) ) Sonra da geri kalan plandaki yakın akraba 5 kişiyi yaklaşık 5 saatte bitirdi.Ve ben daha iyi saç yaparım sanırım..Üstüne de kendi karısının saçını bir saat yaparak bu arada ayıp olmasın diye biz sahneye çıkmadan Onu bekleyerek  aşşağıda bekleyen misafirleri 1 saatten fazla beklettik.Bu arada Japonlar kuzu kuzu öyle oturup beklerken,Türk misafirlerim (bir kısmı diyeyim) yemeklere daldı :D Manzarayı düşünün :) Neyse dedim ağlamadım :D

5)Gelinlikle sahneye çıkarken zaten alelade tutturulmuş duvağıma hiç tanımadığım veledin biri şaka olsun diye asıldı.Ve ben sahneye tek elim kafamdan sökülmüş duvağımı tutturmaya çalışarak çıktım. Veledi göremedim ama bak tanıyanlar okuyor eminim.Biliyorsanız bugün hala aynı hisleri taşıyorum.Verin Onu elime :D

6)Yine fotoğraf çekimleri için hiçbir hazırlığımız olmadığı için,(öf evet hepsi benim suçum)öyle afilli bi pozumuz bile yok.Hala bi aklımda kalan bişey varsa o da albümde duran 20 sene öncesi pozları :) Neyse kısmet 10.yılımızda nikah tazelemeye artık. :D Ayşe Arman'ınkilere bayıldım çünkü!Ben de yapacağım :D

6)Kimono da giydik öyle hoşluk olsun diye.Kimonoyu giymesi zaten bir saat,Sonra çıktık o kimonoyla napıcaz.10 dakika dolandık salonda,fotoğraf çekindik.Geri girdik üstümğzğ değiştirdik.Tam komediydi :D

Yani şimdi hepsini düşününce baya fiyasko doluydu :D Ama ben düğünümü hatırladığımda aklıma Kou'nun söylediği şarkı,okuduğu mektup,tüm ailenin sahneye koşup birbirine sarılması,JGiydiğim kimononun Kou'nun annanesinin kimonosu olması.Japon misafirlerin attığı göbekler,bir arkadaşımın "hayatımda gördüğüm en romantik düğündü"sözü,Erdek'in mahalle gazetesine çıkacak sandığımız görüntülerin Kanal D sabah haberine çıkması,oradaki bi dolu yalan dolan komik hikaye :) geliyor.

Polyanna mıyım ki :D Olsun hayat böyle güzel.Onun için bence güzel şeyler hatırlanmalı.Neden anlattın derseniz,hikayeleri kusursuz yapan onları anlatanlar ve dinleyenler çünkü.İzlediğiniz hiçbir hayat hiçbir olay mükemmel değil gençler.





25 Ağustos 2016 Perşembe

En Sevdiğim Takipçi.(Japonya varoşu Duygu :)))

 Türkiye'de uzun kalınca ne kadar farkedemediğimi farkettim bazı şeyleri.İnstagramda beni takip eden arkadaşlara hiç takipçi demedim bugüne kadar.Çünkü biraz tepeden ve itici geliyor bana.Ama bugün affınıza sığınarak sadece bir grup için kullanacağım.Uygun düştüğünü sanıyorum..

 Anlatacağım gene mazallah içimde kalmasın :) Takipçilerimi ancak çözdüm. :)Sanıyordum ki her yorum yapan,merak eden,soran,okuyan aynı.Merak ediyorlar.Merak güzel birşey bence.Öğrenme isteği çünkü.Ben de meraklıyım.E anlatmayı da seviyorsam anlatıyorum bol bol.Ama merak var merak varmış demek..

 İnstagramdan tanıdığım,birkaç arkadaşla görüşme fırsatım oldu.Çok heyecanla hoşuma giderek.Genç arkadaşlarım bana sanki ünlü pop yıldızıymışım falan gibi hissettirdi. :) Yerim onları :) Öyle olmadığını,hayallerin imkansız olmadığını,ben değil ünlü pop yıldızlarının dahi sıradan insanlar (hatta bazen çok çok sıradan) olduğunu bi nebze hissettirebilmişimdir umarım.Yada hayal kırıklığı olmuştur belki.Gözde büyütmemek lazım tecrübesi de önemlidir. :)

 Bir de şöyle diyalogum olan arladaşlar oldu.Tam bu şekilde değil,azıcık dolaylı ama gayet net " Yanlış anlamazsan evin biraz şey..Orda fakir misin?","Evin şehrin içinde mi,biraz uzakta mı? ( Gece kondu?varoş varsa Japonyada :)) )","Kocan ne kadar kazanıyor?Yetiyor mu?","Japonya'da istediğinizi alabiliyor musunuz?"

 O zaman "Yok.Gayet fakir ama gururluyum" deyip gülümseyemedim.Aklıma gelmedi ya. :))) Şimdi çok gülerek yazıyorum.Ben de jeton geç biraz.Hiç hazır cevap değilim.İyi yazarım ama o an bi güzel anlatıyorum alık gibi :))Bi de uzun kalınca Türk kanı gelmeye başladıysa gülüp geçemedim,azıcık "ne diyo bu abla ya" hissi geldiyse içime.

 Neyse yani kısaca istedim ki yazayım buraya.Bunları merak edip de çaaat diye sorma fırsatı olmayan takipçilerim varsa başka da (vardır eminim) herkes rahatlasın.

1)Valla açıkçası Japonya'da hangi tabaka olduğumu bilmiyorum.Çünkü Japonya'da kimde para var 1km uzaktan anlayamazsın.Karun gibi zengin değilse eğer herkes aynı hayat yaşıyor arkideşim.Japonya'da fakir yok.Çalışmayan var.Ama tahminen varoştan azıcık hallice olsam gerek :))

2)Evim,arabam,hiç bişeyim yok.Çünkü Japonya'da evi alıp ömür boyu kira gibi ödüyorsun.Biz yarın öbür gün kafası esip başka bir yere göçebilecek bir aileyiz.Oturduğumuz yer şehir içi ve kimsenin araba kullanmadığı,trenle ulaşım sağladığımız bir yer.Araba lazım olunca kiralamayı tercih ediyoruz.Daha önemlisi Japonya'da insanlara evi yada arabası var mı yok mu diye saygı duymuyorlar.Ben de Kou da mal mülk edinmektense bugünü güzel yaşamayı seven insanlarız.Haa japonya ada ülkesi olmayaydı bir karavan isterdim ama :D

3)Evim Tokyo'nun içinde :) Ama nişantaşı ayarı pahalı bir yerde değil.Bahçelievler diyeyim.Kiram şehir dışına nazaran biraz pahalı ama çok değil.Evim birçok Japon aileyi tatmin eden evlerden azıcık geniş ama bir Türk ailenin asla tatmin olmayacağı kadar küçük.Mobilya?Evet fazla yok.Nereye koyacağım yahu? :) Ama bu durumda bile gelen Japon arkadaşlarım çok sevimli bir evim olduğunu söylüyor.Sağolsunlar.Seviyorum Japonları :)

4)Çocuğum bişeyden mahrum kalmıyor çok şükür.Mahrum kalmakla neyi kastediyor sunuz bilemiyorum ama en azından üniversiteye kadar Türkiye tarzı düşünülecek iyi okul kötü okul olmadığından herkesle aynı imkanlara sahip.İstediği bir sanat,spor vs ilgisi olan alanla ilgili eğitim alabilir.İstediği etkinliğe katılabilir.Çünkü bu imkan Japonya'da çalışıp kazanan herkes için var.Sonra ne bileyim canının istediği birşeyi alıp yiyebilir.Bir de Meyra'nın arkadaş anneleri arasında meşhur Meyra'nın evi çok eğlenceli çünkü çok fazla oyuncağı var...Ama bu biz anne babasından değil dede ve annane kaynaklı..Gönderme dedikçe habire Türkiyeden koli geliyor...

 Böyle işte..Benim kafa fazla bu tarafa basmadığından başka ne merak ettiğinizi düşünemedim.Ama hani sorarsanız yorum falan,daha fazla uzatamayacağımdan bence siz atlayın uçağa Japonya'ya gelin.(bilet birazcık pahalı olabilir yalnız..) Ben sallıyor olabilirim.Kendi gözünüzle görün.Hem Japonya görmüş olursunuz hem beni analiz edebilirsiniz.Fakirsem "ayyy kız o da böyle takipçisi falan var ama yaşadığı hayat değil" şeklinde hayatınıza renk oluveririm.Eh orta halliysem "aman havasından geçilmiyo da,çok da şey değil yani "der bi rahatlatsınız.E ondan sonrası kocası filmci falan,indi mi çıktı mı heyecanlı olur :) Yalnız of bide bakıyosun denizde kum bende paraysa!!!Ama çaktırmıyosam böyle musallat olmasınlar falan diye.Ayyy o zaman napayım haset maset artık..ya da illaki kurtlanacaksaniz valla mutluyum be! 😁😄😄

 Bak sakın ha yanlış anlamayın.Bu şekil soran arkadaşlar da okuyacak çünkü.Lütfen alınmasınlar.Çünkü burada işler böyle yürüyor.Kafaların dolar olduğu ortamda bi bakıyosun kafa ayak uyduruyor.Öyle çalışıyor..Akla ilk bunlar geliyor..Ben sadece üzülüyorum.Gerçekten..Çünkü bi sır vereyim size,paranın sınırı yok.Ne kadar olursa dahasını istersin.Çünkü para oldukça ortamın değişir.Ve o ortamda hep senden daha zenginler vardır.Hayatın senden daha zengine yetişmekle geçerse...Yazık ya..yapmayın bence..hani söylemekle anlaşılmaz tabi ama..

 Neyse,yazının ana konusundan kopuyorduk.En sevdiğim takipçi diyordum. :) Yok yok onlara takipçi diyemem.Hepsi hayatıma dokunan yada hayatına dokunduğum dostlar.İnstagramdaki en sevdiğim hepsiyle tek tek birgün bir yerde görüşmek istediğim dostlar işte aşşağıdakiler.

1)Genç arkadaşlarım.Hayalleri olan.Akılları ilk sırada daha iyi model arabaya,daha yeni daha büyük eve,statüye,en akıllı en çalışkan en zeki çocuk benim çocuğa henüz dönmeyen (umarım dönmeyecek olan),hayalleri yıkılmamış gençler.Seviyorum sizi.Benim elimden gelen birşey varsa gücüm oldukça da bir tutam olsun yardımcı olacağım size.

2)Annaneler,babanneler.Zamanında mecburen gelecek kaygısı vs çatışmasına belki de girmiş ama artık tek isteği torununa güzel bir dünya,güzel bir Türkiye kalması olan,Onun yada Onların huzurlu sağlıklı yaşamaları en büyük dilekleri olan komplekssiz ton ton annane babanneler.(Kompleksliler hariç :) ) Sizi de çok seviyorum.Nolur kalın buralarda.

3)Büyük çoğunluğu malesef yurtdışından (malesef çünkü yurt içinin halinin göstergesidir bu ),ama bir kısmı da yurt içinden yaşıtlarım,belki biraz abilerim ablalarım.Ne dediğimi çok çok iyi anlayabilen insanlar.Yorum yapan yada yapmayan ama bazen özelden destek olan,fikrini belirten,çok sevdiğim yan komşum yada yıllardır tanıdığım bir yakınım gibi hissettiren dostlar.Sizi de çok seviyorum.Ve fikir almaktan tartışmaktan çok çok zevk alıyorum.

 İsim vermedim ama gerek yok.Herkes kendini biliyor.Anladınız siz onu :)